Sanatta Yüzey, Nesne, Mekân ve Kavram Üzerinden Oda


Creative Commons License

Akpınar A.

Turkish Studies - Social Sciences , cilt.17, sa.6, ss.1325-1343, 2022 (Hakemli Dergi)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 17 Sayı: 6
  • Basım Tarihi: 2022
  • Doi Numarası: 10.7827/turkishstudies.64842
  • Dergi Adı: Turkish Studies - Social Sciences
  • Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Sayfa Sayıları: ss.1325-1343
  • Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Sanat, geçmişten günümüze kadar çok çeşitli aşamalardan geçmiş ve bu aşamalarda doğada, insan ve düşünceye bağlı birçok çalışma gerçekleştirmiştir. Mekân ya da oda, bu çalışmaların kiminde yüzeyde, kiminde nesneleşmiş, kiminde de gerçekliğiyle var olmuştur. Mekân olarak algıladığımız ve arketip bir yapısı olan “oda” kavramı sanat eserlerinde çokça kullanılmıştır. Bazen sadece gerçek mekân olma özelliğiyle, bazen iki boyutlu yüzey üzerinde bir yanılsama olarak, bazen nesneleştirilerek bazen de direkt kavram olarak karşımıza çıkar. Bu durumda kategorileyecek olursak; Johannes Vermeer ve Lucien Freud çalışmalarında yüzeyde bir oda olarak kalmış, Kurt Schwitters ve El Lissitzky çalışmalarında olduğu gibi bir nesneye dönüşmüş, Yayoi Kusama kavram olarak kullanmış, Yves Klein ise sınırlı salt mekân/boşluk olarak kullanmıştır. Genel olarak düşündüğümüzde gerçek ve sınırsız alanlarda yapılan çalışmalar hariç, diğer tüm çalışmalar aslında arketip olarak odayı ihtiva eder; fakat bazı çalışmalar odayı öne çıkarır. Bu çalışmada sanat tarihinde kendine yer edinmiş ve bir oda olarak var olmuş çalışmalardan bir seçki yapılarak bir oda olarak sanat konusu irdelenmiştir. Sanatçıların kimi zaman isteyerek ve doğrudan; kimi zaman da dolaylı anlatımla işaret ettiği oda hem negatif hem de pozitif etkiler bırakabilen bir yapıya ve insan psikolojisinde önemli bir yere sahiptir. Tamamen kişisel ve bireyi yansıtan oda, sanat için sadece dört duvar değildir.